Kısaca ön olayı paylaşalım... 1300’lü yıllarda Anadolu'nun hemen hemen tamamı Türklerin kontrolüne geçtiği zaman, İznik, İzmit, Bursa, Sardes, Manisa, Karadeniz Ereğlisi, İzmir gibi kentler Türkler için önem kazanmaya başladı. Osmanlı Sultanı I. Bayezit döneminde (1389-1402) Saruhan, Menteşe, Aydın beylikleri Osmanlı Devleti’ne katıldıysa da 1402 Ankara savaşında I. Bayezit’i yenen Timur, İzmir’i işgal ederek, Foça’yı ve Khios’u haraca bağladı.

Fatih Sultan Mehmet Foça’yı Manisa’ya Bağladı
15. yüzyılda güçlenen Osmanlı Devleti, Kaptan-ı Derya Yunus Paşa liderliğindeki Osmanlı Donanması ile 1455 yılında Yeni Foça’yı ve Foça’yı Osmanlı topraklarına kattı. Foça, Fatih Sultan Mehmet döneminde Manisa eyaletine dahil edildi. 1900’lü yıllarda tekrar değişene kadar bir birleşme daha yaşandı. Detaylar içeriğin devamında…

Foça Özelliğini Yitirdi
17. yüzyılda Foça, Osmanlı İmparatorluğu’nun doğu-batı bağlantısını sağlayan liman kentlerinden biriydi. İran ipeği Doğu ve Orta Anadolu üzerinden Foça’ya geliyor ve buradan gemilere yüklenerek İngiltere, İspanya, Fransa ve öteki Avrupa ülkelerine gönderiliyordu.

Avrupa devletleri bu yol bağlantısı için Osmanlılara vergi veriyorlardı. 17. yüzyıl ortalarında Hint Okyanusu yolunun kullanılmasına başlanmasıyla Foça bu özelliğini yitirdi.

17. yüzyıl ortalarında Foça Anadolu kıyılarında, İzmir ve Edremit’le birlikte İstanbul’la en çok ilişkisi olan üç limandan biriydi. Gönderilen ürünler kaya şapı, değirmentaşı ve kuru meyvelerdi. Özellikle saray mutfağının kuru üzüm gereksinimi bu bölgeden karşılanıyordu.

Foça’da Afrikalı Korsanlar
17. yüzyılda Ege bölgesinde eşkiyalık çok yaygındı. Gezgin Fermanel’e (1630) göre, Foça’da Kuzey Afrikalı korsanlar egemendi. İzmir bu dönemde henüz küçük bir yerleşim merkeziydi.

17. yüzyıl sonlarında Foça “Kaleiçi” denilen yarımadadan oluşuyordu. 19. yüzyıl başlarında yerleşim surların dışına taştı. 1835 yılında Foça’yı ziyaret eden bir İngiliz gezgine göre, her bin hanenin dört yüzünde Rum, altı yüzünde Türkler yaşıyordu.

19. yüzyılın ikinci yarısında Ege adalarından Batı Anadolu’daki yerleşim yerlerine yoğun bir iç göç yaşandı. Göç edenlerin çoğunluğunu Türkler oluşturuyordu.

1867’de Foça Birleştirilerek Manisa’ya Bağlandı
1867’de Foça ve bucağı Yeni Foça birleştirilerek Manisa Eyaletine bağlandı. 15 Mayıs 1919’dan 11 Eylül 1922’ye kadar Yunanlıların işgali altındaydı. Bu tarihten itibaren yeniden Türk egemenliğine giren Foça, günümüzde İzmir ilinin bir ilçesidir.

Foça’nın Eski Adı Nedir?
Antik dönemlerde Foça, Phokaia olarak anılıyordu. Foça’nın adı, antik dönem ismi Phokaia’dan, Phokaia sözcüğü de “fok” (eski Yunanca: Phoke) dan gelir. Phokaia 12 İon kentinden biridir ve Aiolis Bölgesinde yer alır. Kuruluşu üzerine çok çeşitli görüşler vardır.

Antik yazarlara göre Orta Yunanistan’da yaşayan Phokis’liler, Atinalı komutanlar Phligones ve Damos yönetiminde bölgeye egemen olan Kyme (Aliağa yakınında) kentinin verdiği izinle bugünkü Foça’nın bulunduğu yerde Phokaia’yı kurdular.

Eski kazılarla, Phokaia’nın ilk sakinlerinin Aioller olduğu, kentin İ.Ö.11.yüzyılda Aioller’ce kurulduğu ve İonlar’ın Phokaia’da İ.Ö. 9.yüzyılın sonlarından itibaren yaşadıkları sonucuna varılmıştı.

Foça’yı Kim veya Kimler Kurdu?
Antik yazarlardan Pausanias’a göre de (Foça) Phokaia, Teos ve Erythrai’dan gelenlerce kurulmuştu. Oysa son yıllarda yapılan kazılara göre Phokaia’nın bilinen en eski tarihi İlk Tunç Çağı yani İ.Ö. III.bine kadar gittiği anlaşıldı.

Foça’nın güney yamaçlarında ilk kez kurulan kentin yerli halkının İ.Ö. II.binin ikinci yarısında Myken’lilerle (Yunaistan’dan gelen Akhalar) yakın ilişkiler içerisinde oldukları anlaşıldı. İ.Ö. 11.yüzyılda Phokaia’ya gelen Aioller ve daha sonra gelen İonlar ile kaynaşan yerli halk, İ.Ö. 7.yüzyıldan başlayarak hızlı bir yükselme dönemi gösterdi.

“Tarihin Babası” Herodotos’a göre Phokaia’lılar, denizcilikte büyük gelişme gösterirler. 50 kürekli ve 500 yolcu taşıma gücünde, hızlı tekneler kullanan Phokaia’lılar, uzun deniz yolculuğuna çıkan ilk Hellenlerdir. Adriyatik, Etruria, İberia ve Tartessos’u Hellen dünyasına tanıttılar.