Manisa Kulis Haber
17. yüzyıl Manisa'sında yaşanan evlenme ritüelleri ve iki nikahın örneği, dönemin sosyal ve kültürel pratiklerine ışık tutan önemli bir panoramayı ortaya koyuyor. Bu yıllarda Manisa'da evlenmeyi düşünen çiftlerin, toplumdaki yaygın eğilimleri takip ederek nişanlılık sürecini tamamlamaları, çok eşlilik-tek eşlilik gibi konularda anlaşmaları gibi konularda nasıl hareket ettiği kayıtlara geçirildi. İşte o hikayeler…
1600'lerde Manisa'da evlenmeyi düşünen bir çift, toplumdaki yaygın eğilim nedeniyle ilk olarak nişanlılık sürecini tamamlamaktadır. Nişanlılık, zamanla toplumda kökleşmiş bir gelenek haline gelmiş ve evlilik ritüellerinin vazgeçilmez bir parçası olmuştur.
Bu dönemde mahalli adetlere göre şekillenen namzedlik uygulamasında, bir baba genç kızını küçük yaşta birine vaat eder ve karşılığında para alır. Aynı zamanda, namzedlik sadece günümüzdeki "söz kesme" anlamına gelmeyip, genellikle şahitler huzurunda gerçekleşir. Bu uygulama, ileride ortaya çıkabilecek taleplerin önüne geçilmesine ve haksız isteklerin engellenmesine hukuki bir temel oluşturur.
Nişanlılık süreci, evlenecek çiftlerin birbirini daha yakından tanımalarına olanak tanır ve evlilikleri için hazırlık yapmalarına fırsat verir. Bu süre zarfında, çiftin birbirleriyle olan uyumu ve anlayışı derinleşir. Nişanlılık, sadece geleneksel bir adım olmanın ötesinde, gelecekteki evliliklerini daha sağlam bir temele oturtmalarına yardımcı olurdu.
Aileler, toplumun ortak kültürünü nesiller arasında aktarmada kritik bir rol oynarlar. Bu nedenle, ailenin oluşturulmasında evlilik kurumu devreye sokulmuştur. Evlilik, bir sözleşme sonucunda meydana gelir ve bu sözleşmenin geçerliliği, hukuki olarak belirlenmiş bazı şartların yerine getirilmesine bağlıdır. Ancak bu anlaşma, dini bir nitelik taşıdığı için genellikle yargısal müdahale ya da resmi tescil gerektirmez.
Evlilik, özel bir bağlamda gerçekleşen bir anlaşma olduğundan, genellikle dini ritüallerle tamamlanır. Bu durum, evlilik sözleşmesinin resmi bir tescil veya yargısal onay gerektirmemesine yol açar. Yani, evlilik bir toplumsal kurum olarak sadece bireyler arasında değil, aynı zamanda dini bir bağlamda da önemli bir anlam taşır.
Osmanlı Devleti'nde, kırsal kesimlerde değil, şehirlerde yaşayanlar için evliliklerini kadılara tescil ettirmek bir gelenek haline gelmiştir. Tarih çalışmalarında incelenen şer'iye sicil defterlerinde, evlilik akdinin kadı huzurunda gerçekleştirildiğine dair birçok örnek bulunmaktadır. Yani, evliliklerin kadı tarafından tasdik edilmesi, kabul görmüş yaygın bir uygulama olarak değerlendirilebilir.
Ancak, Manisa'da yapılan incelemelerde, bu uygulamanın varlığına rağmen kadıya tescil ettirilen evlilik sayısının pek yaygın olmadığı ortaya çıkmıştır. Yani, Manisa'da bu geleneğin benimsendiği ancak diğer şehirlerde olduğu kadar sık rastlanan bir uygulama olmadığı gözlenmiştir. Bu durum, Osmanlı toplumunda farklı bölgeler arasında evlilik adetlerinin ve uygulamalarının çeşitliliğini yansıtabilir.
Evlilik, geleneksel uygulamalara tabi olduğu için Manisa'da genellikle kadı huzurunda yapılmıyor olabilir. Bu durumda, evlilik nikahının kaydını sicile aktarma işini gerçekleştiren kadıya para ödememe isteği de etkili olabilir. Bu tür geleneksel uygulamalarda, bazı çiftler kayıt işlemlerine ilişkin maliyeti düşürmek amacıyla resmi mercilere başvurmak yerine alternatif yolları tercih edebilirler.
Yapılan bir çalışma için incelenen defterlerden Manisa’da yapılan 2 nikâh ele alınarak incelendi. Birinci nikâh 52 numaralı defterde, ikinci nikâh ise 89 numaralı defterde tespit edilerek ortaya konuldu.
Her iki evlenme olayının ortak noktası, kızların vekilleri aracılığıyla nikahlarının yapılmasıdır. Her iki kız da merkeze bağlı köylerde yaşamaktadır. Kadı huzurunda yapılan nikahın en önemli nedeni, kadına verilecek mehirin tespitinin kayda geçirilmesidir. Bu şekilde, gelecekte oluşabilecek sorunlarda tarafların, özellikle kız tarafının, olası mağduriyetlerinin önüne geçilmeye çalışılmaktadır.
Ancak, birinci nikâhta mehir belirlenmemiş olması, taraflar arasında güvenin olduğunu gösterdiği gibi, kocanın maddi gücünün yetersizliğine de işaret edebilir.
İkinci nikâhta ise mehr-i muaccel olarak bir kat giysi ve mehr-i müeccel olarak 4000 akçe para belirlenmiştir. Mehr-i muaccel, nikahın ardından hemen verilen mehirdir. Evlilikte mehir belirleme işlemi, gayr-i müslimlerin de uyguladığı sicillerdeki örneklerden anlaşıldığı gibi, tarih boyunca farklı kültürlerde benzer uygulamaların olduğunu göstermektedir. Ancak, gayr-i müslimler arasında ne kadar yaygın olduğu konusunda net bir bilgi bulunmamaktadır.
İslam hukukuna göre mutlaka verilmesi gereken mehir, tam olarak ödenmeden vefat gerçekleşirse mirasta ilk ödenecek kalem olarak duruyor. Mehir para olarak biçilebildiği gibi para karşılığı mal olarak da tespit edilebiliyor. Ayrıca kadın belirlenen mehirin tamamını ya da bir kısmını kocasına hibe edebilirdi. Bunun yanında erkek mehirin parça parça olarak da verebiliyor ve bu da yine kadı huzurunda belgeye dökülüyor.
İki nikah örneğinde de gelinlerin köyden olması, evliliklerin kadıya tescil ettirilme eğilimini şehirlerde yoğunlaşmış gibi gösteren genel bir kabule meydan okuyabilir. Bu durumda, Manisa'da dönem içinde yaşanan evlenme olaylarındaki uygulamaların sadece İslam hukukuyla sınırlı olmadığını, köklü adetlerin etkisinin devam ettiğini belirtmek önemlidir. Manisa gibi zengin tarihi ve kültürel izlere sahip bir bölgede, adetlerin ve geleneklerin sadece belli bir coğrafyaya özgü olmasının, dış dünyaya kapalı bir toplum yaşantısının bir sonucu olabileceği ifade edilebilir.
Ayrıca, çok eşlilik konusu da önemli bir mevzudur. İslam kurallarına uygun olmasına rağmen, ekonomik nedenlerin yanı sıra toplumun çok eşliliği onaylamaması, bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmemesine etki etmektedir.
İslami kuralların müsaade etmesine rağmen, bir erkeğin birden fazla kadınla evlilik yapmamasının altında, ekonomik nedenler yanında toplumun çok eşliliği onaylamaması da yatmaktadır. Manisa’da da tek eşli evliliklerin yaygın bir şeklide tercih edildiği görülmektedir.