Kaynak: Manisa Kulis Haber
Manisa Celal Bayar Üniversitesi tarafından hazırlanan ‘Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Manisa Coğrafyası ve Depremsellik’ başlıklı raporda, Manisa’dan geçen fayların tarihsel hareketliliğiyle ilgili önemli veriler paylaşılmıştı. Manisa ve çevresi, Türkiye'nin üç büyük fay hattından biri olan Batı Anadolu Fay Kuşağı üzerinde bulunduğu için sık sık depremlerden etkilenen bir bölgedir. İşte Manisa'daki şehrin altından geçen fay hatları ve üretebilecekleri deprem büyüklükleri...
Manisa ilini içine alan bu bölgede, özellikle 150 km yarıçapında Manisa il merkezi civarında incelendiğinde, 4.5 ve üzeri büyüklüğe sahip yaklaşık 300 deprem aktivitesinin gerçekleştiği gözlemlenmektedir. Bu aktivitelerin 40'ı ise Manisa il sınırları içinde meydana gelmiştir.
Görür, bu illerde olası bir deprem durumunda zarar ve kayıpların anormal derecede fazla olabileceğine dikkat çekti. Ayrıca, geçmişte yaşanan deneyimlerini paylaşarak, deprem öncesi uyarılara rağmen önlem alınmamasının getirdiği acı sonuçları da vurguladı. Deprem gecesi yaşadığı bir olayı anlatırken duygusal anlar yaşayan Görür, uyarılarının dikkate alınmasının önemine vurgu yaparak, halkın deprem hazırlıkları konusunda duyarlı olması gerektiğini belirtti.
Manisa'nın genel konumu itibariyle kuzeybatı-güneydoğu yönlü olan ve 150 km uzunluğundaki Gediz Graben Sistemi, karmaşık bir tektonik yapı sergilemektedir. Graben sistemi, genel olarak yoğun deprem aktivitesine yatkın olmasına rağmen, aletsel dönemde (1900'den günümüze) sadece 6 büyüklüğünde ve üzerinde iki deprem üretmiştir. Bu depremler, 1969 yılında yaşanan Alaşehir depremi ve 1970 yılında meydana gelen Kütahya-Gediz depremleri olarak kayıtlara geçmiştir.
Manisa ili üzerinde bulunan diri fay hatları incelendiğinde, Holosen ve Kuvaterner yaşlı fayların mevcut olduğu, özellikle Gediz Graben Sistemi'nin Alaşehir Segmenti'nde deprem yüzey kırıklarının oluştuğu gözlemlenmektedir. Manisa'daki en önemli fay hatları arasında Soma-Kırkağaç Fay Zonu, Gelenbe Fay Zonu, Köprübaşı Fay Zonu, Alaşehir Segmenti, Salihli Segmenti, Manisa Fayı, Killik Fayı, Çapaklı Segmenti, Kemerdamları Segmenti, Halitpaşa Fayı, Ozanca Fayı, Gölmarmara Fayı, Akselendi Fayı, Selendi Fayı, Akhisar Fayı, Güzelhisar Fayı ve Muradiye Fayı bulunmaktadır.
7 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREME HAZIR OLUN
Manisa Fayı, 15 ve 25 km uzunluktaki iki bölümden oluşup toplamda 40 km uzunluğa sahiptir. Bu fayın batı segmenti, Manisa ilinin ekonomisi için kritik öneme sahip sanayi bölgelerinden geçmektedir. Manisa Fayı'nın yüzey faylanmasının en az 5 depremi tetiklediği tespit edilmiştir. Fayın, yaklaşık 7 büyüklüğüne kadar deprem üretebilme potansiyeli bulunmaktadır. Ayrıca, Manisa'dan Sarıgöl'e kadar uzanan Gediz Grabeni Fay Sistemi'nin de 7.69 büyüklüğüne kadar deprem üretebilecek potansiyele sahip olduğu belirlenmiştir.
(Deprem Potansiyeli Parantez İçinde) Diğer önemli fay hatları arasında Akselendi Fayı (6.52), Akhisar Fayı (6.28), Gelenbe Fayı (6.68), Gölmarmara Fayı (6.52), Halitpaşa Fayı (6.66), Killik Fayı (6.81), Köprübaşı Fay Zonu (6.77), Ozanca Fayı (6.73), Selendi Fayı (6.33), Soma-Kırkağaç Fay Zonu (6.85) gibi fay hatlarının da 6 büyüklüğüne kadar deprem üretebileceği ortaya konmuştur. Uzmanlar, bölge sakinlerini deprem hazırlıkları konusunda duyarlı olmaya ve gerekli tedbirleri almaya çağırmaktadır.
SON DEPREM 178 YIL ÖNCE MEYDANA GELDİ
Tarihsel dönemde (1900 öncesi) M.S. 17 yılında gerçekleşmiş, Manisa merkezli olan ve büyüklüğü 7.4 olarak tahmin edilen ve 13 antik kentin yıkımına sebep olan deprem Manisa ilinde gerçekleşen en büyük deprem olarak literatüre geçmiştir. Aletsel Dönemde (1900 sonrası) Manisa’da meydana gelen en önemli depremler ise; 18 Kasım 1919 yılında gerçekleşen, büyüklüğü 6.9 olarak ölçülen Soma ve 28 Mart 1969 yılında gerçekleşen, büyüklüğü ise 6.5 olarak ölçülen Alaşehir-Sarıgöl depremleridir. 1990’dan 2021’e kadar ise Manisa ilinde yaklaşık 74.000 deprem gerçekleşmiştir.
Bu depremlerin ise çoğunlukla 6’dan daha küçük büyüklükteki depremler olduğu tespit edilmiştir. Genel olarak Manisa ilini oluşturan fay sistemlerinin çoğunlukla normal fay karakterli ve karışık bir sisteme sahip olduğu görülmektedir. Bu fayların deprem üretme dönemleri de belirli bir düzene sahip değildir. Örneğin 926, 1595 ve 1845 yıllarında deprem ürettiği tespit edilen Manisa Fayı’nın çok geniş ve değişik aralıklarla deprem ürettiği görülmektedir. Son depremini 178 yıl önce gerçekleştirmiş olan fayda günümüz itibariyle de bir tehlikenin söz konusu olduğu aşikardır.
NÜFUSUN YÜZDE 80’İ
Manisa il sınırlarında bulunan fay hatları, batıdan doğuya Yunusemre ve Şehzadeler merkez ilçelerinden başlayarak Turgutlu, Salihli, Alaşehir ve Sarıgöl'e kadar devam etmektedir. Bu fay hatları, potansiyel olarak büyük depremler üretebilecek kapasitededir.
Akhisar ve Soma ilçelerinde de önemli sayıda fay hattı bulunmaktadır. Manisa'nın merkezi ve nüfusu yoğun olan beş ilçesi (Akhisar, Turgutlu, Salihli, Soma ve Alaşehir), önemli depremler üretebilecek fay hatları üzerine veya çok yakınına konumlanmıştır. Bu ilçeler, Manisa ilinin toplam nüfusunun yaklaşık %80'ini oluşturmaktadır.
Manisa genelinde 8.159 engelli vatandaş bulunmaktadır (AFAD, 2021). Olağanüstü durumlar, özellikle depremler, engelli bireylerin ihtiyaçlarını karşılamada çeşitli zorluklara neden olabilir. Bu durumda, ilgili tesislerin zarar görmesi, personelin hazır bulunuşu ve ihtiyaç malzemelerinin tedariki gibi sorunlar ortaya çıkabilir.
Bu nedenle, Manisa ilinde ve bölgesinde gerçekleştirilen afet planlarında, engelli bireylerin ihtiyaçlarına özel önem verilmesi ve bu sosyal grupların planlara dahil edilmesi büyük bir önem taşımaktadır. Bu sayede afet durumlarında engelli bireylerin güvenliği ve ihtiyaçlarının karşılanması daha etkili bir şekilde sağlanabilir.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD, 2023) tarafından tanımlandığı üzere, afet yönetimi, "afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması, afet sonucunu doğuran olaylara zamanında, hızlı ve etkili olarak müdahale edilmesi, afetten etkilenen topluluklar için daha güvenli ve gelişmiş bir yaşam çevresi oluşturulabilmesi için toplumca yapılması gereken topyekûn bir mücadele süreci" olarak ifade edilir. Bu süreç, genel olarak dört temel aşamadan oluşmaktadır:
Risk ve Zarar Azaltma:
Tehlike kaynaklarının tanınması ve risklerin belirlenmesi.
Jeolojik, Jeoteknik etütlerin gerçekleştirilmesi.
Yasal mevzuatın düzenlenmesi veya gözden geçirilmesi.
Teknik, idari ve yasal önlemlerin muhtemel olaylardan önce alınması ve uygulanması.
Afet bilinci oluşturmaya yönelik eğitimlerin verilmesi.
Hazırlık:
Erken uyarı sistemleri oluşturulması.
Arama-kurtarma tatbikatları.
Yaşamsal stokların hazırlanması ve kontrolü.
Senaryo ve modellerin oluşturulması.
Müdahale:
Kriz anında can ve mal kayıplarının en aza indirilmesi için yapılan hazırlıkların uygulanması.
İlkyardım ve arama-kurtarma faaliyetleri.
Etki alanı belirlemesi ve haritalama.
Haberleşme ve iletişimin sağlanması.
İkincil afetlerin engellenmesi.
Afetzedelerin geçici barınma ve beslenme koşullarına kavuşturulması.
İyileştirme:
Toplumsal yaşamın yeniden kurulması ve normale döndürülmesi.
Tüm alt yapı hizmetlerinin inşası ve onarımı.
Uzun süreli barınmanın sağlanması.
Bu evreler, afetin etkilerini en aza indirme, müdahale etme ve toplumu iyileştirme amacı taşır. Bu süreçlerin başarıyla yürütülmesi, toplumun afetlere karşı direncini artırabilir ve afet sonrası toparlanmayı hızlandırabilir.