'Öyle günlerden geçiyoruz ki' diye başladığım yazılarım olmuştur. Gündemden bahsederken eleştirdiğim, artıları eksileri yazdığım yazılarım.
Kimi Allah'tan gelen kadersel olaylarla ilgili, kimi de kul eliyle yapılanlarla. 'Yine öyle günlerden geçiyoruz' diye başladığım bir yazı yazmayı o kadar isterdim ki bugün. Ama yazmayacağım, neden mi?
Yazılarımı objektif yazmaya çalıştığım için, net olduğum için, bazen de yazdıklarımı birileri gereksizce üstüne alındığı için yazmayacağım. Yazarsam eğer, herkese yazacağım birşeyler olacak çünkü. Herkesin şu anda ruh hali o kadar dağınık ki, durduk yere yanlış anlaşılmamak, anlamak istedikleri gibi anlamalarına mahal vermemek adına yazmayacağım. 'Hem nalına hem mıhına vurmuş' demesinler diye yazmayacağım.
Yoksa yazacağım çok şey var, soracağım çok soru var. Sadece şu kadar söyleyeyim; Yaşananlar tabii ki de kabul edilemez. Ama durumun buraya kadar gelmesinde senin, benim, onun herkesin de biraz payı var. Belki de zamanında yapılanlara 'Daha ötesi olmaz, bu da geçer' diyerek yeterince ses çıkarmadığımızdan, bize reva görülenleri kabullendiğimizden, en basiti 'Geçinemiyorum, açım' diye ses çıkarmadığımızdan, tepki göstermediğimizden. İzleye izleye bu günlere geldik. Hoş bir zaman sonra gösterilen tepkinin de hiçbir hükmü olmuyor ya, atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiş oluyor. İşte, o yüzden yazmayacağım.
Dilimize pelesenk olmuş şarkıların hikayelerini, havaların bir güneş açıp bir yağmura dönmesini, çiçekleri böcekleri, kurtları kuşları yazacağım. 'Acaba bundan ne anlamlar çıkarırlar?' diyerek yazacağım kelimelerimi ölçmeyi tartmayı istemiyorum artık. Birilerini savunurmuşcasına Don Kişot'luk yapmak istemiyorum. Hoş, bugüne kadar yaptım da bana yararı ne oldu ki? Zararını gördüm daha çok. Şu'cu bu'cu diye yakıştırma yaptılar işlerine geldiği gibi, o yüzden yazmayacağım. Ne kimseyi memnun etmek derdim, ne de kimsenin kovanına çomak sokmak.
Dedim ya, şarkıları türküleri, çiçekleri böcekleri, kurtları kuşları yazacağım. Ne etliye ne sütlüye yani. Pes etmek değil, belki böylesi daha iyidir. Gündemi yazan yazsın, ben her zamanki edebimle, edebi yazılar yazacağım. Aklımıza zarar olaylar çok zaten, gönlümüzü hoş tutalım en azından.
Sonraki yazımda 'Beni unutma' diyeceğim. Sezen Aksu'nun Git albümündeki şarkısının, bilinen hikayesinin aksine, hangi duygularla nasıl yazıldığını anlatacağım. Ve o duygulara karşılık cevaben satırlara dökülen 'Unutmadım, Unutamam' şarkısını. Dedim ya, gönüllere dokunmak, gönlümüzü hoş tutmak da lazım.
Günümüzdeki duygusuzluğa, hoşgörüsüzlüğe, adaletsizliğe, bencilliğe, duygusal ve psikolojik şiddete, tüm olumsuz ve zararlı her şeye inat; Kelimelerin o büyülü gücünü böyle kullanmayı seçiyorum müsaadenizle. Sevgiyle kalın.